- mesela, depeche mode dinleyin, ama en beklenmedik anda. mesela taksimden kaçın, kaçabildiğiniz kadar. mesela; mesela, aslında sadece yüzleşin.
bir şey hakkında ne kadar çok konuşursan o kadar azalır. konuşmamak gerekir, sadece varlığından içten içe mutlu olmak gerekir. dile gelince eriyor, sızıntı oluyor, durduramıyorum. ya da çok durdurmaktan doğan bir çoğalma var. bir şey bittikten sonra hakkında hiç düşünmemek ilk bir kaç hafta için kolay, sonra beklenmedik bir anda, beklenmedik bir şeyle çok zor.
kafein, uyarır. ayık tutar. uyanıksındır, uyuduğunda gelecek tehlikelerden arınmış, arısındır. kafeinin tükendiği bir yere geldiğinde ışık yanar söner, fark edersin, görnezden gelirsin, ama o kendini gösterir, gözüne bile sokar. bir anda, sadece fincanı içine bakmadan kafana diktiğin anda yok olduğunu görürsün. bir sabah kalkıp hiçbir elektrikli eşyanın çalışmadığına tanıklık etmek gibidir bir bakıma. tuşa basarsın, işlemiyordur. oysa ki her şey bıraktığın gibidir, fiş takılıdır, düğme açık pozisyondadır. ama bir türlü makine işlemiyordur. işe yaramıyordur artık akım yetmiyordur. eksilmiştir, doldurmayın, kafeinsiz hayata alışın.
"nükleer sızıntı için tuz dağıtan japonyaya sordum, işe yarıyor mu diye? sızıntının etkisi ne kadar bertaraf edilir diye. hiçbir yanıt veremediler başta, sonrasında senin sızıntıya bu iyi gelmez dediler."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder