20110611

isviçre çakısı kadar işlevsizim.

eğer bir uçurumda kolumu kesip hayatıma devam etmem gerekseydi napardım'a çok fazla cevabım yok. sikerler deyip ölmeyi tercih edebilirim, veya hayatın  ulvi değerini bir anda idrak edip amazon savaşçısına dönüşebilirim. gerçeğe vurduğumda, ne amazon savaşçısı ne de sikerlerci bir tarza sahip hayatımın rutini. hayatımın rutini, hayatımın rutini var mı? eğri oturup doğru konuşmak istedim de, üşendim. kısaca; yok bir rutin. "aylaklıktan sıkılacak kadar sıkılmışız, vay halimize moruk" diyen arkadaşıma selam ederim. adam haklı beyler.

bir tuşum olsaydı eğer, senenin belli dönemlerinde, belli soruların sorulacağı dönemlerde özellikle, beynimi o sorulara karşı işlemez bir hale getirmek isterdim. mesela o tuşa basınca her şey yokmuş. soruların sonucunda elde ne var ne yoksa kenara konulup sokağa koşuluyor yoksa. yirmi kez ali ata bak yazmaktan eli yorulup salya sümük ders çalışan çocukla aramdaki minicik farklar beni korkutuyor. oysa  aramızda 13 yıl var değil mi ama?

"kurtuldu! yaşıyor! ama kolunu, bacağını, akıl sağlığını kaybetti." yazacak muhtemelen gazetelerde seneye. hangi gazete? benim gazetem la. resmi gazetede ne işim var benim?

Hiç yorum yok: