sinir hücreleri açımı
bulduğunda içindeki sihri
büyüle beni
lanetli büyülerinle lanetle
hakettim bu sefer sesini duyuyorum kalbimin ta derinlerinde
herşey çok derinlerde
içinden çıkılmaz bir halde
büyüle beni
küfürler et ama susma sakın
sen susarsan sonsuzluğun karanlığında bir kaybolum olacak bize..
hakettim bu sefer
adilik sınırlarımı zorladım sanırım
pişmanlıklarımla yanıyorum sanırım
ısımın yükselişi bu
sanrıların yap-boz oyunu
ya da yalandan sevgilerin verdiği bir utanç
akılda buğulanan düşünce kutuları
kapatmak istemek, şu x tuşuna bassam da kapansa
dedirten kutulardan
kapanmayan
ve
pişmanlık doğuran bir fahişe duygu yoğunluğu..
bıçakla kanatıpta akıtmak bütün yarayı
ya da kutuların içinde kilitli tutmak
hangisi götürür kutulu düşünceleri
duyguları
kahve aromalı bütün aşkları süzmek
bütün votkalı portakalları
lavaboya dökmek bir de üstüne su gezdirmek istiyorum
ama hiçbir şey değişmez
adilik sınırları zorlandı bir kere
ahh düşünce okumayı ne denli isterim şu dk
ne düşündün
ne düşünüyorsun
özür dilesem
uff
çok mu basit olur,
vicdan denen şey yastığımın içinde
altında
rahatsızlık verecek her yerde
ve içimdeki anlamsız ,boş bir votka portakal acısı
sessizlikteki ses cevap vermeyecek sanırım
buna tek çözüm,
nefesle titreşen tel adı verilen yerden biraz üflemek ve sesleri geçirip..
işte o en çok yaptığım şeyi bir kez olsun gerekli yere kullanmak olacak sanırım..
konuşmak..
kifayetsiz kalan,
anlamsızlaşan bütün kelimelerden
biraz kelebek uçurmak olacak..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder