Yağmurlu havanın yarattığı duranlığı severim ben blog. Sonbahar, sonbahar gibi davranmaya başlayınca " afferin beybi " diye yanağını sıkasım geliyor. Yağsın yağmurlar, içilsin kahveler, kapatılsın perdeler, dinlensin en güzelinden indieler... Hayat var blog.
Koşuyolu'nda sevdiklerimle olunca seviyorum burayı daha bir çok. Hani sadece kardeş, kuzen gezilerinden daha bir farklı boyut alır oluyor. O ortaokul anılarından daha öte vs. Sakinlik ve huzur tam anlamıyla değil ama ilk aklıma gelenleri. (chuck'a merhaba de) Hayallenip kahvelenip sonra dönmek geri. Belki bir süre Kadıköy değildir Taksim değildir bizleri sarması gereken. Kalabalıkların içinde hayallenmek değildir, geleceğimizi o sevdiğimiz " sonic youth, sonic dreams " tadındaki yerlerde değil de daha bir yeşil ve kahvenin dinginliğinde kurmamız gerekiyordur.
Carpe Diem düşünseline sahip olmak.. Yaşamsalına değil kesinlikle bahsettiğim. Yaşamak düşüncesinden daha kolay ve daha az metaforik bir hâlde. Düşüncesi daha bir kaotik, daha bir zorlayıcı. Yaşamasında çıta ne kadar yüksekse 10 tane daha ekle üstüne işte o kadar daha zor düşüncesine sahip olmak. Herşeyi geleceğe yağdırmak. Sürekli geleceğe planlar yapmak ve acaba demek... Geleceğin getireceği mutluluğu beklemek... Gelecek ; fotoğraf çekmeyi, çukulata yapmayı getirsin.
o değil de blog, lastfm radyosunu severim ben, kucağımda uyuturum pek âlâ. niye daha önce kullanmamışım diye sormuyor değilim. geç olsun da güç olmasın vs..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder