20090626

deep pink water...

görüşmelerimizin arasına baya bir zaman girmeye başladı blog, farkındayım, mutlu değilim bu hususta emin olabilirsin. sadece sektekyek bişiler yazmak istediğimde açar oldum kendi blogumu. takip ettiğim bloglar için uğruyorum zaten yeterince blog semtine. özledim seni, uzun uzun yazmayı, birşeyler anlatmayı fazlasıyla özledim. başlıyalım o zaman... nerde kalmıştık blog??..

değişimiçabukkabullenebilitesiolmayanlardanmısınız?! alıştığımız belli şeyler var, güne kahveyle başlamak gibi, akşamları havanın kararmasını beklemeden perdeleri kapatmak gibi, müziksiz yolda yürümemek gibi, çıktığın merdivenleri saymak gibi, ellerini 25 sn. yıkamak gibi, ışık açık uyumamak gibi, yatmadan önce yanına su almadan uyumamak gibi... birini ya da hepsini hayatında yer aldığını düşün.. düşündün mü? düşündüğünü farz ediyorum batul ve devam ediyorum. tabii batul devam et.. ve sonra bu hayatında yer alan belli başlı şeylerin bir şekilde aksadığını düşün. alıştığın düzenin bozulmasını çok net karşılayamamak bir sorundur. kimi zaman. aslında çoğu zaman. yalnız kalmaya alışmışsındır. tüm gün. tüm gece. tüm uyku anında. biri tarafından uyandırılmaya alışkın hiç değilsindir. perdelerinin açılmasını sevmediğini söylediğinde " e-ne yapayım ben seviyorum " denmesine kızmaya başlamışsındır. küçük çocuk gibi kovasın gelir çoğu zaman senin düzenini bozanı. huysuz olursun, suz'la başlayan tüm olumsuz cümlelerin başkahramanı olursun. kırmızıyla altı çizilen hikayelerin öznesi olursun... yalnız kalmayı sevmemeyi dilersin çoğu zaman. özlemek için yalnız kalmayı istersin yine çoğu zaman. yazın ortasında sonbahar gelsin istersin( evet yaz gelmiş. henüz kapıdan görüştük.) değişimi kabul etmeyi öğrenmeye çalışırken. tam " evet artık çoğuluz yaşam formlarımızda, perdeyi açan birisi var her sabah kabullenmeli " derken, çoğulu oluşturan zat gider, 1 hafta geçer yine gelir, bu duruma ne kadar sinirlendiğini anlatmak için ağzını açmışken kapatmak zorunda kalırsın. çok bir şey deme şansın yoktur. ortak yaşam alanları vardır konuşmak kifayetsizdir, mecbursundur değişen yaşam formunu paylaşmaya, bencilleştirir bazen hayat insanı, huysuzlaştırır. yalnız kalmaya alışmışsındır. elbette bir süre sonra bencilliğin artmıştır. sadece " suz-huy olmayı bırakmalısın " dersin kendine. susmak bazen hiçbirşeyi ve herşeyi çözer. değişim. fazlasıyla ağır gelen birşey nedense çoğu kişiye. " çabuk uyum sağlamak" hayatı yakalayamamak, zamanı ıskalamak gibi olguların panzehri olarak kullanılıyor. ya değişimi reddetmenin verdiği yoğunlukla zamanın ötesine doğru tırmanmaya devam etmeli, ya da iki ayak üstünde yürümeyi öğrenme durumunu gibilikten çıkartıp gerçekten öğrenerek değişime ayak uydurmalı.
seçim senin blog. yap istediğini. ben placebogazmıma devam edeceğim....

Hiç yorum yok: