değinecek ve gerilecek çok konu var blog. bazen içinden seçip bulamıyorum adeta. başkasına göre " senin canın sıkılmış, problem çıkartıyorsun çok boş vaktin var galiba, - ve şimdi en nefret ettiğimi söylüyorum- bu mu yani sorun ? " şeklinde karşılanan durumlar bazan bana göre gerçekten ciddi bir başaçıkılacak durum olarak yerini alabiliyor. abartmıyorum, siz üstünkörü bakıyorsunuz bu kadar basit aslında. konu bu değil konudan uzaklaşmayayım.
bazen sınandığını düşünür insan. insanlara katlanma anlarıdır bunlar genelde. aniden de çoğalıyorlar. bi bakıyorsun bi kişiye tahammül etmek zorundasın. sonra ta-ta " aa sen de mi burdaydın canıım " tadında gelen samimiyetsiz kucaklaşmalar filan. mide bulandırıcı. yüzüne " midem bulanıyor samimiyetsizliğinizden " desem ne derler diye düşünüyor insan sabit gülümsemesinin arkasında.
bu konu " az samimi arkadaşla yolculuk yapmak " temasından daha dramatik gelir bana. çünkü yolculuk biter ve gider arkadaşınız. ya da bir şekilde sizinle birlikte yolculuk yapmaktan vazgeçer. sizin suratına bakmadan dışarıyı izlemenizden veya konuşmanın bittiği o lanet sessiz anlarda müzik dinlemeye başlamanızdan anlar onunla yolculuk yapmak istemediğinizi ve gider bir şekilde. siz bu durumla dalga geçer üstüne belgeseller çekecek kadar gerilmelik konular listesinin başına getirirsiz. hem gülersiniz hem de unutmak istersiniz o gergin durumları.
yol bitse de evlere gidilse de eninde sonunda yine katlanılacak olanlar vardır. bir şekilde onlar belirli sürelerle çıkarlar karşınıza. pek " görüşmeyelim " denmez onlara. gitmeleri zemine değerek olur. uçarak gitmezler hayatınızdan. değişen birşeylerin varlığı germeye başlar sizi.
değişiyoruz. kaçınılmaz birşekilde büyüyoruz. ne kadar paylaştığımızın bu dakikada inan bir önemi yok. siliniyor tek tek hepsi. " güzeldi " diyip devam ediyoruz diğer kareye bakmaya.
tam biriyle samimiyetin taban yaptığı anlarda katlanırken beriki çıktığında başlıyor cinnete ramak kala anları. ne konuştuklarını anlamaz oluyorsun yanındaki ve karşılaşılana saçma sapan bakışlar atıyorsun. susun da eve gideyim diyorsun içinden.
ev güzeldir. asosyalce gelebilir ama, dizi/film izleyip, müzik dinlemek, blogları okumak, fotoğraflara bakmak- kastım yalnızca facebook değil, ama en pahabiçilemez eğlence orda. komik - sonra bir iki kişiyle msn.den konuşmak, kitap okumak.. bunlar çok daha keyifli geliyor o anlardan. dışarı çıkmak güzelliğini yitiriyor böyle anlarda.
"insan sosyal bir varlıktır"
fazla sosyallik beni geriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder