20091226

biri bir de bir diğeri.

bişilerin geçmesi alışılması için kısa ve ya duruma göre uzun bir süre, daha doğrusu işte bir süreç vardır. süreçte sıkılır bunalır insan. biri gider. sonra gözün arar. sonra arama sıklığı azalır, sonra aslında hiç olmamış gibi denen kıvama gelinir. kimi sürecin geçmesini beklersin daha iyi kılabilmesi için seni. üzülmemek adına, kendi kendini üzmemek adına. geçsin ki artık geçmeyen yorgunluklar bitsin öyle bir yorgunluk ki bu uyuduğunda geçmeyen, uyandığındaysa kafanda hep olasılıkların dolaştığı durumu geçsin ve bitsin istersin haliyle muallak durumların. biter. alışırsın vs. kimisininse tam tersine geçmemesini. daha kötüye gitmemesini dilersin. kötüye giderse aslında bir konu var muhabbetlerine girilmek zorunda kalınabilir. zaman geçerse daha çok silikleşmeye başlayabilir. netliğinden zerre kaybetmesin, aman dengesi şaşmasın diye uğraşırken pıt bir kedi dokunuşuyla devrilebilir olduğu yerden. azalarak bitmesini ya da hızla bitmesini istediklerinledir işte bir başka şehirde birbirini tanımayan insanlar olarak daha iyi olacağına inanmak, olabiliteleri tartmak.tanımakta tanımamak filan. ya da tanısan da tanımasan da artık bir öneminin olmayışı vs. ve yine tam tersidir ki, bir başka şehirde birbirini tanımayan yapyabancı iki insan olmaktan korkmak. ayrı şeyleri aynı zamanda istemek yorucu olur bir de. o komik bişi aslında. bişi çok isterken diğerini hiç istememek. aynı zamanda. birbirinin zıttı şeyleri farklı kişiler için istemek ve istememek vs. birinin olduğunu düşününce gerilirken diğerinin gittiğini düşününce gerilirsin.

kısaca ve en neti: bu ara hiç ihtiyacım yok bir bulanıklığa, bir devrilmeye.

*we might as well be strangers in another town demiş de keane. negzel demiş, ama.

Hiç yorum yok: