hayır şu anlattığım yere kadar ne anlaşıldı bilmiyorum ama...bi şahıstan bahsetmiyorum. gayet bir uzuvdan bahsediyorum: elden bahsediyorum. ciddiyim ve şu dk hala uykumda gördüğüm şeylerin etkisindeyim. oysaki bir sw, bir twilight, bir moonlight, bir trueblood, bir buffy, bir angel, bir harry potter vs izlemedim. öyle bir kabustu ki...
rüyalarım eğer kayda değerse kaydediyorum onları. uyanınca gözüm açık kapalı fark etmez mesaj bölümüne giriyorum telefondan yazıyorum filan. ama hiçbir rüyamı böyle hatırlamadım sanırım. neyse gelelim konuya.
havaalanında ne bok yemeye bekliyorsam bilmiyorum yanımda velet kuzen dayı vs var. bir çarli tadında bebe var. pek şirin. velet kuzenin parmağı kopuyor. ona parmak alıyoruz hastaneden. neyse. sonra bi bakıyorum ki.. benim de parmak yok. ama parmak orda bir yerde. elime alıyorum inceliyorum. yumuşak. çok garip bişi. içi ışıklı filan. ama robotik ışık değil. garip bişi. sanki beyaz elyafın içinde bir mekanizma var ve öyle yanıyor. turuncu, yeşil, lacivert şeklinde. dışardan aldığı etkiye göre rengi değişiyor içerdeki dokunun. neyse. sonra dedem sağolsun parmaklarından birini bağışlıyor. hayır garibi sanki portatif anasını satiyim. alıyorum takıyorum parmağımı. bakıyorum. hım yerleşti bak oldu filan diye. daha da garibi kim parmak bağışlamışsa onun dnasını alıyor senin parmak senin parmak olmuyor. korkunç bir parmağım vardı. ellerimin tüm şekli bozulmuştu. ağlamaktan ölüyordum rüyada.
ama bir yeri vardı ki onu sona sakladım. o kaosun içinde uyanınca tek güldüğüm şeydi ahahaha. dedemin parmağını bana vermesi üstüne : la bu dedemin parmaklarıyla alkoller tutacak ellerim. pehh sen hacı adamın parmağını al sonra git içmelere . şeklinde bir düşünme geçiyordu rüyada içimden.
neyse blog. rüya saçmalamaları vol. bilmem kaç. bilmiyorum ama. korkutucu birşeydi.
ellerim seviyorum sizi. kalın olduğunuz yerde ya. böhü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder