hafif müzik dinleyelim mi bu akşam
ki yarın hafif meşrep olalım
ki yarın kolay olsun
...
Evet Vega'yı özledim. Vega dinlediğimde aklıma hep 3 sene öncesindeki saçma sapan bir lisedeki eğlenip güldüğüm insan geliyor. Fazla Vega seven, birşekilde bana da sardıran insan. İyi yapmış.
O değil de blog; ay bazında zamanın nasıl geçtiğinin farkında değilim. Çok boş geçiyor sanki. Hiçbirşey yapmadan. Hiçbirşey yapmak istemeden. Reklamdaki gibi hissetmeye başladım. "Aynı sayfada uyayakalıyorsunuz 3 gündür" yok uyuyakalmıyorum ben. Uyuyakalıyorum demem için önce okumam gerek. Eskiden canım sıkıldığında film izliyor ya da kitap okuyordum şimdi onu yapmıyorum. Yapmak da istemiyorum. Ne mi yapmak istiyorum? Bak anlatıcam aslında bunca şeyi nasıl bir anı düşlediğimi anlatmak için anlattım sanırım. ya da bilmiyorum. anlattım işte bişiler.
Bir araba var kenarları yeşil bir yolda giden sarı bir eski model olanlarından birşey. Kimarabayı kullanan bilmiyorum. ama yanımdakine güvendiğim kesin. Sola doğru bakıp tebessüm edişimden anlıyorum bunu evet. İçinde hissedebileceğin cinsten. Böyle ılık puding gibi içinde bisküvü olanından. Öyle bir güven hissi. Sanki o arabada, arabayı sürenle nereye olsa gidebilirsin, herşeye karşı durabilir, sıkılsan da bir şekilde toparlayabilirsin gibi geliyor. Gün batımını arkasında bırakarak devam ediyor yola. Arabada sesi kısık bir müzik, ama mutlu ama mutsuz bir şeyler mırıldanıyor söyleyen adam. Eşlik ediyoruz şarkıya. Birbirimize bakmıyoruz. Ben emniyet kemerimi takmış uzanmışım gibi koltukta sadece gökyüzünü izliyorum. Yeni yeni gözüken dolunayla bakışıyoruz. Bizi bırakmamakta ısrarcı. Birlikte gidiyoruz işte gidebildiğimiz yere kadar. Düş kuruyorum birüsürü, şarkıya kafamda klipler çekmeye başlıyorum. Önümdeki kağıt tomarını karalıyorum. Hayır, kesinlikle resim yapmıyorum. Keşke diyorum sadece çizemediğim tüm resimlere. Sonra duruyoruz bir yerde. İniyor ve çikolata alıyor bir bana bir de kendine. Yine konuşmuyoruz. Sanki konuşmayı unutmuşuz ya da sükûn içinde anlaşmanın yolunu bulmuşuz gibi. Hangisi bilmiyorum. Ama sessizliğin rahatsız etmediği bir an söylesene bana derse iki insanın sessizce oturmasından rahatsız olan biri kesinlikle bu anın fotoğrafını gösterebilirim ona. Çikolatımızı yiyoruz. Sadece gülüyoruz. Hava mevsiminden muzdarip diye düşünüyorum. Ya da sabırsız bir çocuk gibi çabuk büyümek istiyor, ya da baharı sevmemiş yaza öykündüğü kesin. Taklitçi hava. Biraz da kandırıkçı. Her ne ise. Yakmıyor, üşütmüyor. Sadece bir esinti oluyor camı açtığımda. Biraz saçlarımızı uçuruyor. Sorun olur mu ki diye bakıyorum ona. Ama o da memnun duruyor. Sonra bırakıyorum çikolatayı yanıma ve camdan sarkıyorum. Kollarımı açıyorum rüzgara karşı. Evet. Şimdi rüzgâra göz kırpıyorum. O da yanağımı seviyor. Bakıyor bana napıyorsun ki demeden. Sadece gülüyor. Sonra duruyor neden durdun ki dercesine bakmıyorum ona. Sorgulamadan camdan sarkık bakıyorum ufka. Kapının sesini duyorum. Arabadan inip bu boş yolda nereye gidicek diye düşünmüyorum sadece bekliyorum. Karşımda beliriyor zaten bir anda. Gülüyor, elini uzatıyor. Açıyorum kapıyı. çıkarıyoruz ayakkabılarımızı dalga sesine bırakıyoruz ayaklarımızı. Kumda kalan izlere bakarak ilerliyoruz..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder