boş ve bomboş geçen bir sürü dilim var elimde. bakıyorum. napıyorum napmışım napmam gerek tadından. sorularımın en uzun cevabı napmam gerek'e geliyor. bir sürü cevap. napmak istiyorumu sormuyorum bile bir yerden sonra. çünkü ciddi anlamda napmak istediğimi bilmiyorum. bilmem gerek ? evet bilmeliyim. istediklerimi gerçekten isteyip istemediğimi sormaya, şuanda elimde olanların beni mutlu edip etmediğine bakmaya ölümüne korkuyorum. fütursuzca, izleyerek dinleyerek gezerek geçiyor zaman. hani bir klişe var ya hayat çok hızlı gidiyorsun ruhum geride kalıyor tadında. neredeydi ki bu unuttum da. cümleyi tam da yazamadım bulamadım da aman neyse. öyle hissediyorum tam olarak dediği gibi hissediyorum. sürekli ödevini yapmamış çocuk gibi huzursuzum, huysuzum.
bugün özlediğim konuşmalardan birini yaptım. özlemiştim gerçekten. uzun zaman olmuştu. mutlu musun soruma verilen cevaptı yüzümde tebessüm yaratan hissettiklerimi söyleyen bir cevaptı o " benim mutlu olmam imkansız " . mutluluk yok. sadece mutsuz olmamak var. evde oturup melankoli yapmak değil. boşluktan çıkan can sıkıntıları değil. çok anlamlı da değil. hatta bazen yalnızca komik. oturup gülünesi. sonra amaan diyip geçilesi. geçilmeyince kahveyle eşlik edilesi.
bazen elimde olan bir şekilde şekillenmiş olan şeyleri mahvettiğimi düşünüyorum. daha iyi şekillendirmek yerine içine ediyorum şuanda. sanki yok etmeye programlanmış gibi bir çok şey.
bugün cidden canım sıkılıyor blog. gecenin köründe çokça canım sıkılıyor. hani öyle bir sıkıntı ki yalnızca sen anlarsınlardan. o sıkıntıları hızla tüketmek istiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder