20100117

wandering stars.

zerre yerimden kalkıp masanın başına gidesim yok. çevrilecek bir sürü metin var. ama ben yalnızca finalde beni zorlayanı seçiyor ve onu çevirip bu çalışmayı sonlandırmaya karar vermiş bulunuyorum. ona bile mecalim yok. meditasyonun sınırlarını zorlayanlardı kanımca şöyle kendilerini yer küreden ayırıp havalananlar. işte öyle duruyorum bağdaş kurmuş gözlerim kapalı. biraz sonra yere düşer miyim diye düşünmüyor değilim. ama düşünürsem pıt düşeceğim. ondan şimdilik havada süzülüp sonra çakılmayı bekliyorum. yesyesyes.
bu ara çok sık göz yanılması yaşıyorum. bir sürü ateş böceği yakalıyorum mesela bu ara . bu ara sıksık yanımda bir karaltı var sanıp elimle yakaladıktan sonra aslında elimde sadece bir boşluk görüyorum.
kahve var mı? biraz daha lütfen.
hava tam kıvamında. artık perdeleri açıyorum ki o güzel kış havasını göreyim diye. ben bir değiştim blog. ben güneşsiz ölürdüm, güneşin varmadığı yere hayat var demezdim. şimdi mi? güneşten haz etmiyorum. soğuğu hala çok sevmiyorum. ama az samimi bir arkadaş değil. artık daha sık görüşülen " aslında iyi biriymiş yahu yanılmışım " denilen cinsten bir şey. gelecekten bahsetmek azap gibi. sormayın. söylemeyin. bahsetmeyin. annem dikiş dikiyor ben yanındaki yatakta oturuyorum, şuursuzca onu izliyorum, bana cübbe dikmesini söylüyorum. arkadaşımdan pafta ve cübbe alıp getirsem dikip dikmeyeceğini soruyorum. o ise zilyon tane soru soruyor. napacaksın ne edeceksin. çalışmaya başladın mı. hayır lisede değilim. veya ortaokulda. ama o benim için hala endişeli. hala okul muhabbeti dönüyor. hala konuşuyoruz sınavlardan. hala fazlasıyla ilgili ve endişeli. bir bitse şu okul.... diye başlıyor cümlelere. oysaki bitse ne bok yiyeceğim onu düşünmüyor. çözüm buldum elbette blog. okul bitince bir daha okuyacağım. şimdilik bu çözümüme barney göz kırpması yapıyorum.

wandering stars, for whom it is reserved, the blackness of darkness, forever.

Hiç yorum yok: