20100907

müşkülpesent bir entrika.

eylemler var, sadece kendinin doğru yapabildiğine inanılan. sadece kendi yaptığını beğenmek bir narsizm göstergesi mi ? eğer bütün dünya bu egoya sahip olsa, bütün dünya müşkülpesent bir egoya sahip olsa, bugün gerçekten herkes burnu fantastik edebiyatın bir dağında, dağın eteğinde gezerdi. kendinden başkasına beğenmemek, ya da bir iki ikişiyi beğenmek bir yere kadar anlaşılmasa da anlaşılabiliyor.

bir kutlama yemeği olmalıydı bu. kimse kimseyi yeme yarışına zorlamadan. birbirimizi yemeden midelerimizi bulandırmadan yemeğimizi yeyip masadan gülümseyerek kalkıp ardından tuvaletleri bulduğumuz gibi temiz bırakmalıydık. kimse kimseyi bulduğu gibi bırakmadı. bir ısırık daha alırsak kâra geçmiştik küçük insanlar ve küçük dünyalarına yaraşır şekilde. eğer bunu yapan arka mahalleden biri olsa gerçekten bunu söylerdi çoğu : küçük insanlar ve küçük dünyaları. oğlum doktor biliyor musunuz ? diyen kadın kadar sığ olurduk hepimiz. ama bunu yapan sen ben o. iyi de kimiz ki biz ? sadece mide bulantısına odaklanabiliyorum. kocaman bir mide bulantısı olabiliriz.

eğer bütün bu yaşadıklarımız bir mürekkepten ibaret olsaydı, sadece köşkün birinde annesi dadısı, şoförü dayısı olan bir çocuğun dramı kadar yeşil çam kokardı. bir parti olsaydık, partiden sıkılır giderlerdi ve sen de mi partiden sıkıldın derlerdi propaganda yaparken bayraklarımızın sallanması gereken yerde. sıkıcı bir müzik kadar uzun, sıkıcı bir film kadar ağır. gerçekten bütün midemizi bozuk bir kremşantiyle doldurmayı eğlenceli mi bulmuştuk ?

öyle bulanıyor ki midem, bu memnuniyetsizlik hastalığına yakalanmış dünya için " şifayı kapmışsın " lafını söyleyecek bayatlığı gösterebiliyorum. öyle karmaşa düşkünüyüz ki ; en ufak şeyi bile karmaşıklaştırıp bulandırabiliyoruz durumları. sonra bu durumu ne de bulandırdı diye daha da pisletiyoruz etrafı. etraf öyle pis ki; eskiden güzel olan her şeyin yerine kocaman bir kırmızı elmanın sadece kurtlu tarafı gözüküyor.

Hiç yorum yok: