20100927

yesterday i woke up sucking a lemon.

sürpriz yumurtalarla dizili her yanım. hepsinin içinde envai renkli civcivler. hepsinin birbirinden keskin dişleri ve sırıtan pis bir suratları var. insanı civcivden soğutur bu kale. kalenin içinde bir bahçe, bahçenin içinde bir kapan. aldım verdim ben seni yendim dum dum dum. bir türlü unutulamayan bir çocuk şarkısı gibi, kelimesi unutulmuş melodisi kalmış sadece. unutulmak istenmiş bir türlü başarıya vakıf olamamış.

yumurtadan çıkan tüm civcivlerin bir görevi var, hepsi birer denek. canımız sıkıldığında renklerini değiştirebiliriz diye bir yasa çıkartmışlar akıllarınca, oynuyorlar işte. biri itse şuradan, düşsen şu kalenin tepesinden kimse de aa naptınız diyemez basit bir açıklaması var her şeyin kalede; " sadece deney yapıyorduk. 03:22 deney başarısız oldu. kayıtlara geçilsin. " eski çağlardan kalma bir mekanizma. kimsenin sorgusu suali yok. bugün ne yemek var diye sormak mümkün değil. müşkülpesent yetiştirme merkezi aş ltd ne varsa. hem aş hem ltd. aynı anda olabilir. fark etmez, basıncı düşmez.

yoğun bir bas sesidir kalbe uygulanan. kalbin atar, atar, tarihin bütün şairleri, medeniyetlerinin isminin yanında durur, pervaneler dönmez bozuktur, deneksindir. sadece bir denek. nefes alsan yeterdir, fazlasına ne hacet ki ? sürprizler olmasaydı çekilir olur muydu bu kale ? bir balyozum olsaydı bugün, parçalamazdım seni. benden yüksek, benden fazla diye seslensem deniz aşırı çınlar; ama sen duymazsın, sağırsındır.

hayal kurmaya hayallerinin söndüğü yerde başlarsın. şu güzel eylül ayında, sıcaktan ölürken; ılık bir kara parçasının dişsiz ve pis sırıtışı olmayan bir sürpriz yumurta hediyesi olmasını dilersin.

yavaş, düşersin!

Hiç yorum yok: