sesim kaç oktav ? en fazla kaçıncı perdesinden ses çıkarabilirim ? hiçbirisini düşünmüyorum elbette sesin en yüksek olduğu anlarda. sadece " bu ses benim mi bu kadar ses çıkarabiliyor muyum ? " u düşünüyorum. o anda ne kadar yüksek olursa ses, ne kadar keskin olursa kelimelerim fontu o kadar istediğimi elde edebileceğimi düşünüyorum. öldürmenin bir başka versiyonu. kafamda senaryosu kötü bir cinayet filmi, yıldız sisteminin en saçma seri katillerinden biri, en beceriksizi, bütün silahları elinden alınanı, sadece kocaman bir mezarlığa sahip, beyninde yüzlerce ceset, kokuları kelimelerden solunan. çirkin; tam manasıyla değil belki, ilk akla geleni.
everything in its right place.
anonslar, soğuk bir adam sesi. yükselen şaşkınlık sesleri, gülenler, ağlayanlar. panik anında stabil olanlara hayranım. stabil olmak ne zor bir meziyet ? ben sadece gülüyorum. " hey kaçın kurtarın kendinizi gemi batıyor ! " dese kaptan gülebilirim. aslında içimden nereye tutunacağımı bilmeden koşuyorumdur. aklımdan sadece en son kiminle konuştuğum geçiyordur. sesler önemli, sesler alçakken gerçekten önemli. sesler kısık çok güzel. kulağımın içindeki en güzel oda, ve en son ne zaman dolmuş bilmiyorum. bir daha dolmaması ihtimalinden bir taşıta atlayıp uzaklaşmak istiyorum. bu kimin kabusu diye bağırsam duyacak birinin varlığından şüpheliyim. based on a true story.
kid a, kid a. kid a, kid a.
kutsal bir müzik, tarihi bir sokak. sayısını bilmediğim kadar dil, sayısını bilmediğim kadar insan. birbirimizi tanımıyoruz. sadece bakıyoruz. kelimelerimi anlamamaları umrumda değil, sadece derdimi anlatıp kaçmak istiyorum. bir kutsal müzik, benim kutsal müziğim, herkesin kutsal müziği. biri doğunun sesi biri kuzeyin. biri sağdan sola diğeri soldan sağa.
there are two colours in my head.
iki renk var kafamda. birbirine paranoyalarla tutturdum. iyi ve kötü yok. en kötü ve en kötüden bir derece az kötü var. söylediğin hiçbir iyi tamamen iyi olamaz. hepsinin bir kusuru olmalı. hepsinin bir pürüzü olmalı. iyi bir şey yok. çürümeye inanıyorum. ve insanların son derece çürük olduğuna. biraz cupcake ? cupcakelerle dolu bir sürü cümle, cümlelerin içinde bir sürü bonbon. bonibonun bile heyecanlandıramadığı bir sen. seni ne heyecanlandırır sahi ? biraz vespa biraz siyah beyaz? vespamız olsa ve orta avrupa'nın sağında çalıştırsak solunum sistemimizi. başka yerde çalışamasa iflas etse. bir orada yaşam formu bulabilsek. olmaz mı ki ? behind the wheel ?
what, what was that you tried to say ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder