buz gibi istanbuldan kucak dolusu sevgiler, birlikte üşüyelim. birlikte üşümek? öyle bir ironik işte. j'adore: sen güzel olansın, sen sıcak olansın. bir bardak soğuk su? hayır istemem boğazlarım şişiyor. o zaman bir bardak daha sıcak çikolataya asla hayır demem. sevdiğim sokakta çan sesleri, sevdiğim sokakta isa'nın doğumuna az kalmışlık. sahi isa'nın doğumunu layığıyla kutlmaya ne kaldı ki şurada? bırak kutlamayalım, bırak uzak olsun. aynı kelimeleri eviriyorum, çeviriyorum değişmiyor. mekanlar değişiyor, taşikardi artıyor, taşikardi kalbi yorar, durabilir bile, sorun olmaz senin yanında. hayal dünyaları. bazen sadece egoya batırılmış bir kaç pasta.
ego: eğer bir gün köpeğim olursa ego koyacağım adına. ego köpeğiniz olsun beyler falan hesağbı. iğrenç bir mizah anlayaşım var. ay burcum ego, güneş burcum sadist. ne o zoruna mı gitti? satürn ve uranüs burcum ise kapkeyk. nostradamusa sordum, karışma dedi, geleceği karıştırma. gelecek dediğin nedir dedim bir kahve biraz sigara dedi. çok sigara, çok çay içilmiş güne gelsin, eğer sigaralar cihangirin merdivenlerinde içilirse ama dedim. cihangirin merdivenleri, ah ne soğuktur şimdi oralar. beraber cihangirin merdivenlerinde üşüyelim o zaman, "en kısa zamanda."
uzak nasıl çirkin. insan yarım mile dayanamıyor, zaman geçsin istiyor. gün sayıyor, bir işe yaramıyor. sonra duruyor. right one, right time hiç bir arada olmuyor. kahvenin sadesini, rightlarınsa bir arada olanını severim, ikisi bir arada.
far away, once so close, but now you're far away dedi jay-jay johanson. naptın ya?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder