20101222

the man fool on the hill.

halı desenlerini faraziden izliyorum, gözlerin üstümde. "bana bak" desen bakamam, sadece bir tepeden aşağıya yuvarlanabilirim defalarca dinlediğimiz o kısacık şarkıyı söyleyerek. seni küçük aptal! diye bağırıyorum kendime. bir faydası olmuyor. benden çok, herkes var burada. çok kalabalık oldu. duyan geldi gibiyiz son günlerde. bir tek, yüzlerce ben oldu yine. o kadar hızlı ki nesnelerin hareketi ateş ettiğimde vuramıyorum hiçbirini. ateş ettiğim yerden çoktan başka bir yere kaymış oluyorlar. koşarak yanına gelmek istiyorum dizlerine kapanmak, sonra bir daha hiç oradan kalkmamak. bir tek sen anlarsın, bir tek sen hem kızarsın hem seversin.

ben demedim o dedi diyerek üstümden atmak istiyorum suçu. ben yapmadım öteki ben yaptı. milyonlarca ben, bir tek sen. "bir tek sen" ah bir tek sen. sosyal sorumluluk projeleri, yalnızca sorumsuzluktan sınıfta kalınan. kelime oyunları yalnızca bok gibi bir kahveyi andıran.

paltomun dördüncü iliğine üçüncü düğmemi bağlamak istiyorum. üçüncü düğmenin kalıcı olması için bir ben bir
sen dik, çift dikiş olsun, kopmasın. iplikler benden, popcornlar senden. geri geri sayıyorum, saydıkça kalp atışım artıyor. artık bir an önce olsun, ve bitsin istiyorum. en kötü şeyden daha kötü şeydir muallakta olmak. tüm muallaklık maruf olsa, gözümüz gönlümüz açılsa görsek önümüzü, ilerlesek! sahi artık, ilerleyelim!

Hiç yorum yok: