yolların ayrıldığı yere taksim diyorlar. yollarımız taksimde kesişsin, bir daha da hiç ayrılmasın. doğduğum ülkeye hiç bu kadar küfür etmemiştim. ve hiç bu kadar doğduğum ülkeye gitmek istememiştim. mesela kızarken bir yandan da yumaşık bir yaşam formuna dokunur gibi konuşmak istiyorum, sakin ve hoş. sadece hoş. hatta o kadar hoş ki biraz daha ilerlerse bu hoşluk j'adore'un çikolataları yetmez. sonrasında selpakla yumuşak dokunuşlar. selpak son günlerde en sevdiğim marka.
ilahi ninni! sen beni sarhoş ettin, uyuyalım mı? uyuyalım. burun çekişleri, ağlayışlara belkiler yüklemek. ne kadar insansın?! her yanım yapay zeka ürünleriyle dolmuşken, sen nasıl bu kadar insansın ve neden bu kadar insansın? benim bir kul yapımı cyborg olmam sorun teşkil etmez umarım. kemerlerin iki binayı birleştirdiği yerin önündeki ırmakta, insanlardan oluşan o ırmakta fütursuzca süzülebilirim. saatlerce yürüyebilirim. depeche mode şarkılarını dinleyebilirim senden. sesin güzelmiş, bir kuple söyle bakayım.
yanlış zaman, doğru olan. doğru zaman, yanlış olan. evet tam bir amerikan filmi klişesi yapıyorum. ama ben bu kadar dalga geçerken bu klişelerle, bir anda replikler dökülüyor ağzımdan, bütün seçimlerim beni göbeğine doğru itiyor tüm bu klişelerin. havaalanı, bazan boş kağıt vermekten fazlasıdır galiba risk hı? söyleyemediklerimi yol yaptım buradan 1239.9 mil yaptı. söylemek istediklerimi hayal yaptım gözleri şişmiş, kafası en güzel. something about us; kovalarca.
isa, iyi ki doğdun. yay mı oğlak mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder