Eksiltili cümlelerin başı bozuk harfiyim ben. Evet., bir otoportre çizdiğimi zannediyorsan yanılgılar denizinde boğuldun demektir. Oyunu kaybettiğini söyledi müezzin lâkin sen o sırada sevişmekteydin zeminle. Böyle başlamak çok mu saçma? Elbette bir başlangıç gerekecekti ve ben seni seçtim. Senle başladık, şimdi düşüyoruz yukarıya doğru.
Hangi sayıyı tuttun aklından? Şşt ! Söyleme ! Önce sekize bölmelisin tüm kanlı parçaları. Hepsine biraz ırz düşmanı olmalısın. Sakin ol. Kazanan ve kaybeden olmayacak bu oyunda. Oyun mu dedim? Aslında oyun değil bu olanlar. Sadece biraz başdöndüren toz zerrelerinin emmeli gömmeli, kelimeli cümleli yabancılaşması. Yabancılaşmak. Kelimeyi hissiyat-ı maktuliyete sevk edelim biraz.
Yaban. Yabancı. Yabancılaşım. Yabancılaşmak. Fazla kan sıçradı üstüme. Yaban olmak. Soğuk havaya karşı içeride ısı tutarken çocukların sapan taşıyla camın içeri gireceğini hayal etmeyen belkide bir bakıma yaban. Çocuk sapanını hesaba katmak rakametrik dans gerektirir. Çizgi çizmeye benzemez rakametri. Eliniz uykuya kaçar ama rakamlar çalar saat gibidir. Isıyı çalar götürür. " Üşüme zamanı, yabandan kaçma zamanı der adeta " .
Ne yazdığımı ben de bilmiyorum. Sadece biraz midem bulandı. Kova burda, göreb iliyorum. Neyseki henüz görebiliyorum. (Şüphelendin değil mi sende. İroniciklik oynuyorum.) Dakikalardır aşk yaşadığım, ıslak suretinde ıslık çaldığım ağzı açık suretime baktığım nesnenin burada olmadığını bilemeyecek kadar yolculamadım benliğimi henüz.
Sakin ol, tufan var bugün. Biraz deryadan çalmalı biraz arştan. Sükûn gerek bana. Yaban sükûnu. Gerekliliklerin anestezisini öğrenmeliyim , - meli - malıları sonra uyutacağım. Önce gereklilikleri anestezyak satırlarda ısıtmalıyım.
Gözlerini kapatmayan sevişgen hatalarında mı gizliydi aşkın tarifindeki eğreti çizgiler, yoksa sadece iki kişiden fazla kahve sohbetinin farkına vardığında mıydı tüm eylemlerin hatasallığa sevk edilişindeki terk edişler. Terk ediş. Nasıl da iğreti değil mi ama. Kıskanış. Sadece iki harf mi kelime incelemeyi bu kadar sindirim bozukluğuna çeviren? Hazır paketi açmışken biraz tadına bakalım o zaman.
Terk ediş. Aldatış. Öncelik verdim sana terk ediş. İlk bakışta bu iki kelimeye iki farklı insan ve paylaşım gözüküyor ufuktan. Hayat bazen hiç de sıradan değildir inan bana. Sadece aynayı gösteren yönetmenin, ardından oyuncuya dönmesiyle aynanın farkına varışında " Bak hele " demek değildir ters köşe . Tek kişilik odaların yalnızlığında gizlidir bazen hikayenin ikililğe bölünüşü.
Aldatandır terk edilen. Terk edilendir aldatan. Terk edilendir terk eden. Parodilerle dedektifçilik oynayacak değilim. Sadece paketi açmışken biraz daha kurabiye eklemeli diye düşündüm. Yoksa tadı yeterince bozuktu. Küflüydü. Küfürlüydü. Yediğinde mideni bozabilirdi. Üstünde kurukafalı uyarı cambazları vardı.
Kafamı indiriyorum da yukarı doğru, epeyce yuvarlanmışım tırmanırken. Gazoz kapaklarımı getir yoyoma saracağım. -meli -malıları atmadan önce şimdi, şu dakika " bitmeli bu harf kirliliği " demeliyim.
Dedim,
ve
bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder