Aklıma gelen cümleleri unutmamak için bir yol geliştirmiştim. Önce onları kaydediyordum. sesli olarak evet. herşey daha güzeldi o zaman. Gelen hiçbir harf telesekreter sendromuna uğramadan buyur ediliyordu sayfalara doğru. Tartışmaya açık olduğu gibi herşey, bu durum da açıktı tartışmaya. Benim için iyiydi, çünkü ben gelenleri konuştukça rahatlıyordum. Şimdi hepsi yine geldikleri yerdeler. Sürekli kafamda kısa filmler çekiyorum. ya da saçma sapan bir kadınla konuşuyorum. İnan çok acımasız.
Bugün çok tekilce hissediyorum. Bencilce hissediyorum belki de. Ne hissettiğimi geçeceğim. His demek istemiyorum daha fazla. Burası saçma bir yarışma programının renkli hislerine dönmemeli. Biraz önce geçiyordu kafamdan neler diyeceğim. Bir daha gözlerim kapalı düşünmeyeceğim hiçbir kelimeyi. Karanlıkta kayboluyorlar. Gözümü kapattığımda gördüğüm şekilllere takılsalar bir derece hani. Herneyse.
" Tekilce ". Bu nasıl oluyor ondan bahsetmeli. Konuyu dağıtmak istemiyorum. Kafamda tasarladığım bir konum var evet. Bazen ben de öyle şeyler yapabiliyorum. Garip, ama gerçek.
Henüz güneşin beni selamlamadığı günlerden biri gibi bu. Bulutların arkasında keyif çattığı günlerden sadece biri. Kulağımda şimdi kimi dinlediğimi unuttuğum bir müzik. Ellerim beni ısıtmayan bir eldivenin içinde. Yürüyorum sokağını bilmediğim bir yerde. Hangi sokağında çıkmaz sokak var. Hangisinden kırmızı alarm verilebilecek bir insan çıkar, ya da böyle bir insan var mıdır? Bilmiyorum. Sadece yürüyorum. Evet, tek olduğuma inanıyorum bu esnada. Bir sokağa giriyorum. Fazlasıyla tanıdık. Baktığımda " Burda şu oldu, beriki yerde bu oldu" diyebileceğim kadar tanıdıklaşıyor sokak. Giriyorum binalardan birine. Oturuyorum. sekimtekimyekim. En azından ben b una inanıyorum. Birşeyler söylüyorum tekliğime eşlik etmesi için. Kahve iyi bir seçimdir bu anda. Baktığım bardağın yanından bir karaltı bana bakıyor. Bir silüet daha çok. Bardak netlenen o ise flu bırakılan bir obje , ya da gözüm yanılıyor. Hangisi olduğunu anlamanın tek yolu biraz kafamı çevirmek sanırım diyorum. Evet., kafamı çeviriyorum. Yanımda gayet de tanıdık biri. " Şükür suratıma baktın. Daha ne kadar susacağız. ya da ben daha ne kdar tek başıma konuşacağım.? Saatlerdir müzik dinliyorsun. Teki güya kulağımda. Diyorum " Değiştirsene şarkıyı." Takmıyorsun. Hey aramızda mısın?" diyor. Herşeyin farkına varılan bir an vardır. Fransızlar buna presque vu der hani. Bir melek halesi kadar parlak gözüküyor o an herşey. Gerçekten bir an kafamda neon ışık cümbüşü yaşanıyor sanıyorum. Sonra karşıma bakıyorum. Biri daha oturuyor. " Nerden çıktınız yahu?! " diyeceğim utanmasam, ama utanıyorum gerçekten. Çünkü birlikte yürüdüğümüzü, birlikte müzik dinlediğimizi iddia edecek kadar bir süredir birlikteyiz anlaşılan diye düşünüyorum. Kulaklığın tekini masaya bırakıyor. Diğeri bardağını alıp el sallıyor. Birşey fark etmiyor. Birlikte otururken de oturmazken de. Ben tekil hissediyorum. kişisel birşey değil bu diyorum içimden. " Bi gıcıksın bugün nedir bu?" demek için geri dönüyor biri. " Sadece canım sıkılıyor " diyorum. Neden bu kadar üstünüze alınasınız vardır ki? ya da neden herşeyin kendi etrafınızda döndüğünü sanırsınız vesaire. diye höykürüyorum. Bakıyorum ki gitmişler. Anlaşılan bu höykürüş tam bir höykürük olmuş. Kapı sesini bile duymadım. " Çalmaya devam et dido "diyorum. Beni kırmıyor,devam ediyor. söylüyor. söylüyor. söylüyor.
Ben sus diyene kadar.
"Nedir sorun?" sorusuna cevabım yok, tıpkı "neden? "ve "ne hissediyorsun?" sorusuna olmadığı gibi ." Netlik" net olmak evet bu yönde tek bir şey hissediyorum.
"Özlemek" diye birşey var batul bilir misin?
Zaman bazen durur ve geçmez sanki.
Hepsi bu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder