20100302

bir gün, bir batul.

kendime yeni yeni programlar yaptım. bir sürü hayal kurdum. hepsini gerçekleştirmek için iş bulmayı planladım. fazlasıyla sıkılıyorum blog. sıkıntıma derman yok. hayır bu ara sürekli geziyor sürekli eğleniyorum ama saçma bir geçmek bilmeyen sıkıntı var. anlamsız. tam bir şımarıklık yani. çocuk olsam ağzıma bir tane vurulur, o derece.

bu sıkıntılı günlerimde beni hayata küstürüp sürekli düşündüren six feet under'a sevgilerimi sunarım. bir ölüm korkusu var bende aklın şaşar. ölmekten değil, direkt ölümden korkuyorum. kavramsal olarak bunaltıcı bir kelime. " levazımatçıları izleye izleye depresyona girdin. yasaklıyorum sana onları izlemeyi " deyip beni cezalandıran körü'ye selam ederim. 1. sezonun son bölümünü izleyeyim ara vereyim. diye karar aldım ben de bu ceza üstüne. yerinde bir ceza oldu. asilik yapmanın alemi yok. bükemediğin bileği öpeceksin elbette blog .

okula artık iki gün gitme programı yaptım kendime. gereksiz yere vakit harcadığımı düşünüyorum okulda. evet evet gereksiz yere vakit. aslında okulu verimli hâle getirip kitaplarımı orada mı okusam ? vay nat bebişim ?

yaz için bir planlar var blog. honey or tar dinleyip heyecanlanıyorum öyle bir şey. biz daha bebeyken bir dizi vardı orada böyle yazın tatile çıkıyordu ablalar abiler. aaa ne güzeeel diyorduk biz de ağzımız beş karış açık. ablamla izler derdik bunları. biz o yıllardır hayalini kurduğumuz tek başına tatil yapabilme planını gerçekleştirirsek körü ve elinin, bizden iyisi olmayacak bence. nokta. gerçekten de " hiç bitmiyor hayal kurmalar nerelere gitmeler, kimlerle olmalar ". biz gidelim otobüsümüze atlayıp. beğendiğimiz yerde günlerce kalalım, beğenmediğimiz yerden koşarak uzaklaşalım. yollarda sefil olalım ama kahkahalar gülelim bu halimize. öyle işte. o kadar . fazlası değil. az ve öz. nokta.

çok pis nezle olurum blog. ya bugün öyle anlar oldu ki;yanıma oturan hapşurdu. bir an korktum " lan nasıl bir nezle oldum ! " diye. hani oturup saatler sonra hapşurmadı kimse. vapurda teyze oturdu hapşurdu, sınıfta birileri öyle yanıma oturdu hapşurdu, vapurda bana yarenlik eden bir kız vardı o hapşurdu, minibüste amca hapşurdu. insanlara mikrop saçmışım görüldüğü üzere. minibüs teyzesi gibi bakacaklar bana . ahaha. çok eğlendim ha düşününce. neyse kısmet tabi bunlar. nezle olur insan geçer sonra. neden olmasın. sümüklerime hakim olamayacak kadar nezleyim diye kategorize edebilirim sanırım bu nezleyi . ne var yani gerçek olan bu ?! çok mu iğrenç ?! hadi oradan be ! sen hapşurunca çiçekler açmıyor eminim ki.

cocorosie diye bir grup vardır ki blog seversin onları kalbinde barındırırsın. şirindirler. mısır patlatma makinasının sesini bile kaydeden bir insan nasıl şirin olmaz. bu iki hatun kişisini al böyle çık sokaklara gez toz saçmala gül. sev onları sev çok sev. öyle bir şey işte. " değişik " " deneysel " hangisini seversen onla sıfatlandır. başka bir şeye benzetmek pek mümkün olmuyor kendilerini sanırım.

o zaman her gün good friday kafasından olsun.

Hiç yorum yok: