20100322

bottle up and explode.

biri gülünce; bir diğeri, bir diğeri gülünce beriki 20 dk güldükten sonra neye güldüğünü unutabilir bu bahsedilen insan güruhu. o anda; ne istemediği şeyleri yapmanın gereksiz rahatsızlığı, ne ağrıyan başlar, ne hızlı çarpan kalpler, ne ellerinden tanırım diye ortalıkta dolaşırken bugün önündekinin ellerine bakıp ellerini tanımamak, ne eline baktığın elin sigara tutuşunu hatırlamamak, ne iki saat önce içilen boktan kötü çay, ne samimiyetsiz gülümsemesiyle özledim yahu diyen insan, ne beklenilmeyen şeylerden sıkılmanın verdiği tedirginlik, ne ottan boktan korkmak. hiçbiri yok işte o anda. o anlar öyle uzun sürsün ki ne o tozuttunuz mu diye yanınıza gelenler zilyonlar olsun.

ha bir de; bir süre sonra herkes aslında hiç olmamış gibi geliyor. hepsi birer hayal kahramanı gibi. ablamı unuttum lan geçen. şaka gibi. düşünsene, 17 sene beraber yaşadık biz onla. arada oluyor öyle. mesela hiç unutmam ki bunu dediğin şeyleri unutuyorsun. unutmasan bile silikleştiğini değerini yitirdiğini hissediyorsun. mesela pür iyi olamıyorsun. o sevgi pıtırcıklığı ve " olsun ya yine de vesaire bir şeyler oldu vesaire bir şekilde vesaire bir şeyler söylendi ve iyiydi." demekten vazgeçiyorsun. nefret güzel bir duygu olabilir bazen. sadece bazen. fazla kuvvetli.

günün soru cümlesi " bok vardı değil mi... " ile başlayıp devamında dizilen kelimeler ve " niye gelmiştin ki sen " olsun.

Hiç yorum yok: