camdan sarkıtsan beni kollarım bacaklarımın çamaşır ipine asılı görüntüsünün oluşması sana bağlı olsa yine de gülerek bir şeyler söylerim. tereddüt etmeme gerek yoktur. öldürmezsin. küçük çocukları ısırarak sevenler kadar acımasızsındır, dişinin ağrısından keyif alacak kadar sadistsindir, ya da en fazla senin pudingini yedim diye iki saat kinlenecek kadar kincisindi iki saatin sonunda ise hepsi geride kalacak kadar merhametli ve bağışlayıcı. cam açıp sabah ayazını için çekmek gibidir aslında seninle konuşmak, senin sesini duymak.
hepsinin sonuna mış eklememe neden olacak tek şeyin en altlarda kalan bir kimlik olduğunu bilseydim bütün kimlikleri cüzdanının en değerli köşesine sıkıştırır altta kalanın canı çıksın oyununu bu defalık bir kenara bırakırdım. beni ittin düştüm oyuncağımı aldından daha öte yer kalmadı mı o zaman biraz öne çık da ileri geri yapıp ikimizde sığalım bir koltuğa derdim. ama bu sefer daha gerçek. halının altında ne varsa çıkartıp nokta atışı yapmaktan farksız.
başa dönebilir miyiz maviye dönerse herşey ? şey ayrı mı yazılıyordu ? uzak değil fazlasıyla yakın bir geçmişe bir trajikomik denen kelimenin anlamını bilmediğimiz bir zamana. maviden uzak olan bir döneme.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder