o kadar uzak ve o kadar yakın ki her şey. kelime oyunu değil. sahiden uzak ve yakın. ufacık bir hareketle her şey gözünün önünde. ve gördüklerin zihninin içinde. gördüklerin kısacık bir an. gerçeğin aksi. dondurulmuş ya da milim saniyelere sığdırılmış hareketli hali. bir saatlik macera filminin en heyecanlı üç dakikasını izledikten sonra geriye kalanını izleyemediğin için merak etme durumu gibi.
elimle tutsam gözümle görsem içime çeksem havasını. bütün boş deney tüplerinin içine doldursam ve üstüne etiketler koysam ait oldukları yeri. fotoğraftan daha canlı olurlar. zihnimin içinde aylardır küçücük bir böcek. kemiriyor gittikçe yerleşiyor içe doğru. bir sürü fotoğraflar astı kendini anlatan. bir sürü yazılar yazdı. bir sürü tatlar bıraktı. düşünmeden kapısını çalmadan duramıyorum.elbet bir şekilde gizlendiği yerde çıkıyor meraba sana deyip koşarak olduğu yere saklanıyor. ama ettiği beş altı harfli kelime bile yetiyor hatırlamaya fotoğraflara bakmaya. nasıldır nedir ne değildir diye sormaya.
yazın bitmesini ne denli istediğimi muhtar bile öğrendi. bilmeyen yok. eylülü beklemek için bir sebebim var. sıcakların geçmesinden daha ciddi bir sebep. hayalden fazla, gerçekten bir kaç adım eksik. bu sefer kafamın içinde oluşan aylardır düşündüğümü elimle tutup gözümle görmeye yakınım. sanki uzaklar yakın bu sefer. o zaman geri geri sayalım eylüle, Körü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder