fazla buharı atmamızın yeterli olacağını bilsem çok daha önceden çıkardım bu istemediğim yolculuğa. gitmek istemediğin yerlerden dönmekte istemiyorsun. duşa girmeye üşenip duştan çıkmaya üşenen uç örnek geliyor aklıma. belki de sadece yola üşenme ya da suda boğulmaktan korkup denize girmeme durumudur.
bu sefer gerçekten ve ilk defa bir hüzün oldu. tadı damağımızda kalsın, çok geçmeden bir daha gidelim bile diyebileceğim kıvamda. yine buharımız fazla gelince bırakalım bozkır havasına. kuruluğundan burnumuz kurusun, nefes alırken canımız acısın ama buhar olmasın etrafımızda bizi başkaları yapan. kuru olunca sen sen ben ben oluyoruz. herkes kendi işini yapınca işler yolunda oluyor. işler işliyor.
" kendimi evimde bile bu kadar güvende hissetmiyorum. " güvenle huzurun iç içe olmasını bana kanıtlayan bir cümledir belki. huzur olunca güvende hissediyorsun işte. kupkuru bir güven. yoksun bir kuru değil, saf bir kuruluk. bozkır kuruluğu. yapışkanın tersi olan kuruluk. inişsiz çıkışsız küçücük bir yerde sürekli esen bir kuruluk.
yoğun huzur. trafik yoğunluğu değil. iç içe geçmiş bir sürü kristalin oluşturduğu kar yoğunluğu. saf bir huzur. -ebilmek eklerinin geldiği eylemlerinin verdiği çokluğun huzuru. koridorda kaç boyutlu olduğu bilinmeyen bir kafanın filminde dans edip şarkılar söylemenin huzuru. uzak ne olumsuz bir kelime; yanlış boşlukta kullanınca. doğru yerinde ne kadar güzel ırak ve uzak.
aklımda en çok kalan isim: satsuma. en çok kalan tat : portakal. kulağımda en çok kalan nağme: ratatat. yine satsuma portakal ve ratatatla bir olsun isterim saatler. ama, çalar saat 7:45'e kurulu, bilet 8:45'e. günaydın batul, günaydın batul.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder