20100419

ara.

kapağı açık içi boş bir şişeyi alsam kapatsam kapağını sonra alsam götürsem onu elliott'la kahve sohbeti yaptığımız metropolisime. belki biraz olsun havasını yanıma almış olurum bu küçücük şehrin. bir kere dışarı bilmeyenler ekibi olarak çıkınca öğrenilen bu yerden sıkılan suret-i sabitleri biraz değişikliğe maruz bırakıp sonra gitsek yine bok kokulu şehrimize. kaybolma eyleminin sadece yirmi dk sürdüğü bir şehir. kupkuru havasını bir kaç nefes daha çekip sonra o tren raylarından sekerek karanlık tarafa doğru gitme zamanı galiba. her güzel şey gibi bitti klişesinden gelsin öyleyse.

hem ben seni öyle çok özledim ki, artık özledim diyebileceğim kadar . yok yok o sen değil, sanırım o seni vapur beklerken kitabımın yanında unuttum. sen, bilirsin kim olduğunu. evet sen.

sana diyorum evet, noodle var, hem de yumyum, yer misin ?

Hiç yorum yok: