20100406

moving up slowly.

eskiden walkmanler vardı. şimdi inciler bardak oldu, walkmanler mp3 oldu. canım mp3ten öte bir şeyler istiyor. o eskilerden kalan. walkmanle aramıza yıllar girmiş. nerede o kadim dost bilmiyorum. cızırtıyla dinlediğim bir sürü frekans vardı. cızırtısız frekansı bulmak zordur zaten.

bulunca göz bebekleri büyür hafif bir kalp çarpıntısı olur sırıtılır hafiften el ayak dolaşır. frekansın cızırtısız olanı makbuldür . ne kadar az parazit girerse araya, ne kadar az bağlantı varsa ağda o kadar az cızırtı meydana gelir. şimdi işte o cızırtısı olmayan kanallardan birinin çaldığı müzik var dinlemekte olduğum. biraz tribal bir müzik. ilerledikçe zaman şarkılar daha da triballeşip ardından yükseliyor . sadece duyduğumda mutlu oluyorum bu pürüzsüz sesi. " walkmanler iyidir, radyolar her zaman için çok iyidir. çünkü onlar en parazitsiz ve en net olanlarıdır. " diye düşünüyor sonra kahkahalarla pamuk şekeri yere düşüren çocuğa gülüyorum. tüm suratında bir parlaklık var şekerden. hiç sevmediğim aklıma geliyor pamuk şekeri.

yağmur başlıyor, şemsiyeye ihtiyacım var, kapüşon da iyi olur elbette. walkmanimin koluna giriyorum cızırtısız net sade bir şarkıyla devam ediyoruz minibüslere doğru.

moving up slowly.. inertia creeps.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

2010 en iyi benzetme ödülünü veriyorum bu yazıya.