20100626

fisheye.

bana sorumsuzluk ver !
flaş !

bana bencillik ver !
flaş !

bugün tüm patlayan flaşları kan ikizime yolladım. kanımı sırf onun için kurban ettim. sırf onun sevdiğinin tırnaklarında kalmasın kötü dualar diye. tırnaklarıyla yaptığı büyüleri, gözlerinden çıkan alevleri karanlıkta görmek mümkün olurdu ya işte, bugün onların hepsini fotoğraflardan silmek için kanımı tırnaklarına kurban etmeye karar verdim. birimiz bunu yapmalıydı. sorumsuzluğun bedeli ne olmalıydı ? üç beş çığlık ? bir kaç yara ? bir kaç ruh sancısı ? fazlaca göz yaşı ? ölmek mi gerekirdi sorumsuzluğun sonunda illa ?

çocukluk çağının pek geride bırakmışlar için de; sorumluluk alsın diye küçük çocukların cebine yumurta koyup, " cebinde kırk gün kırmadan taşırsan, istediğin müzikli saati alacağım sana. " sözünü veren komşuya sahip olmak gerekir anlaşılan. bencillik nasıl bir duygudur? " hepimiz benciliz. hepimiz iğrenciz ibneler " diyerek, gözlerinin altı simsiyah olmuş, siyah yağlı saçlı bir abla bakışı atabilirim pek çok kimseye ama demek istediğim o telden değil. bilakis, daha naif, daha buruk. sahi, bencillik ne kadar zehirli ? öldürecek kadar ?

düşünce sonra kaldırırım dediğin kırık kase bir gün kaseye batarsa ne olur diye düşünmüyormuş demek ki beşer. yaptığının ilerisine bakmadan " yaşım genç, ne yaparsam yapayım ciddiye alma geç " mottosunun etrafında tutturulan hayatlara kızmacalar. iyi de bana ne denecek cinsten tabi bunlar.

adonvana, adontinkso.

Hiç yorum yok: