20100612

istek yapan yok mu yea?

canlı müzik; dinlemeye gitmşişliğim en son kuzenim bir " çay bahçesinde " - ki o da eniştesinin mi ne idi - 90'ların pop şarkılarını küçük bir şehir olan sinop'ta zikrederek, yirmili yaşlardaki ablak kızların kalbini çaldığı yazdan öteye gitmedi sanırım. ha bir de istemsiz, tesadüfi olarak sahaf denen yerde bir sevgililer gününde körü ve bir arkadaşımızla oturduğumuzda aşk şarkıları çalan gitaristin baha ve türevlerini çalmasından ibaret. sevgililer gününde yan yana bulunmamız bir soru işareti yaratmasın. öyle şeylere inanmıyoruz, keza bir güç var onu biliyoruz. ne ise.

bu canlı müzik hadisesiyle ağzımızı bırakıp kıçımızla gülerek iki sene boyunca dalga geçtik kadıköy sokaklarında. ne diye dalga geçtiniz lan eğlenen var diyecek olursanız, teras katlardan düşecek kadar cama yakın haykıran sahil gitaristi fönlü saçlı kardeşlerimizi görünce tutamamaktandır. birbirimize tehdit olarak bu mekanları kullandık senelerce.

ve evet geleceğim nokta. ben o mekanlardan birine bugün adımımı şuursuzca attım, biliniyordu tabii öncesinde içerinin nasıl bir yer olduğu. ama ben yine de tasvir etmek isterim. elektrikçiden alınmış kırmızı erotik şop ışıklarıyla donatılmış duvarlar, ne amaca hizmet ettiği bilinmeyen jazz vesaire türü müziklerin isimleriyle süslenmiş bordürümsü varlıklar ve bir eyfel fotoğrafının üzerine düşen disko topu yansıması. tiplerse liseli zaten. hastası olduk. bulgurlu merkez kafasına göre herkes tadında herkes. bir an kadınlar matinesinin yanda yemiş bir versiyonunda olduğunu düşünmüyor değil insan.

canlı müzik olayıyla bunca yıl dalga geçtikten sonra oraya gittiğim günde şarkı söyleyen kardeşimin şimdi net olmasa da hatırladığım kadarıyla bir kayahan şarkısı olan mor menekşeli bir şey söylüyordu, eleman o kadar yaratıcı ki sözleri bir daha yazıyor, her bir şarkı arasına nağmeler katıyor. eliyle bas efekti verip vay be çok süpersonik dedirtiyor. lanet olsun böyle tiplere ya. insanların beynini uyuşturmayın lan. hayattan soğur insan bunları her gün dinlese ki her gün geleni de varmış. işten çıkan kırkbeş yaşlarında bir amca geldi ve " oo nağber ayhan yeaa " diye girdi içeri, keza ayhancık da " oo geç kaldınız yeaa " diye yavşaklığın son raddesinde cevap verdi adama.

tek masa kalınca hatırı kalmasın ayhancığın diye istenen parçaları çalamayışına rağmen bülent ortaçgil istendi ona da sen duman da dinliyorsundur demesi beni sandalyeden düşürüp kahvemi püskürttürmedi değil tabi. ne alaka la ? ayrıca bir insan " alkışlamıyorsunuz ama yea " yüzsüzlüğüne de sahip olmaz ki ?

canlı müzik için son olarak; öncelikle körü korkma geçen bir hafta süresinde kendimi kırmızılım adlı mekanlara atıp delirmedim. ve içime oturan 7(yedi) liralık icetea parasına hala ağlıyorum. ayhan, şarkı söylemeyi bırak, git limon sat lan. işe yararsın. canlı müzikli yerler kalksın, tükensin kurusun. liseli bebeleri de almasınlar böyle yerlere. bizde liseli halimizle akdenizlere kadar gittik de sonra kapı önüne çıkıp kavga etmedik hatun kişilerle bu ne çirkeflik?

meraba ben batul atarshow'un sonuna geldik.

ok öpt kib bye.

alakasız olarak: plain white t's - hey there delilah nerede çalıyordu lan ? bilen varsa www.buldumcevabı.com'dan bildirsin.

Hiç yorum yok: