elimde on kutu boya var. boyayabiliriz her şeyi. değişebilir. karanlıktan elbette aydınlığa doğru ince ve yüzünde şapşal bir gülümseme yaratacak bir çizgi olacak. çok kan dökülmüş demeyeceksin şafağa bakınca. adı ne olacak bilmiyorum. belki her şeyi baş aşağı ya da baş aşağı duran her şeyi bir zemine oturtursun ve adına kendince isimler verirsin, devrim dersin ismine. ne dersen de . bu gece özgür bırak hepsini. sanki 8. kattan aşağı baktığında minicik gözüken arabaları eline alabileceksin gibi.sanki hepsinin ışığı bir puantiye gibi. onlara istediğinde yaklaşabilirsin. çünkü bugün, 8. kattan düşsen bile uçabileceksin.
çölde bir evde oturmuş, elinde camel ve limonata bardağıyla pervanenin altında yayılıyorsun paralel evrenin en aylak olanında. güzel bir özgürlük var bu gece, evet. rahatlatan ve rahatsız eden. insanların üstünde yarattığı bütün baskılardan bir an için kurtulup arabana atlayıp uzaklaşabilirsin. istediğin kadar uzağa. istersen aynı sokakta tur at. istersen fezada kaybol ve peşinden gelsin insanlar. ama güzel bir özgürlük var bugün. uzakta. yakında. bir yerlerde işte. havada uçtuğunu görebiliyorsun. elinle yakalayabilecek kadar yakınsın ona. yel değirmenleriyle savaşabilir, bugünün don kişotu olabilirsin. bugün herşeyi yeniden boyayabilirsin. yeniden . yeni. çin usulü bir masaj vardı brenda yaparken " derin bu yaralar " diyordu. onların hepsini kapatabilirsin bu boyalarla. bazen kanatlara ihtiyacın vardır. bazen gerçekten uçamazsın. ama bugün o gün değil. bugün sıra sende ne dersin hı?
gülümse sadece.
insanları anlamak? bilmem. aramaya inanmak, evet! aramak ve bulmak. ben o'nun elin gay sitesindeki profilini bulabilmişken; sen'in benim blog'umu bulman nasıl olanaksız olabilirdi ki? eğer hala görüyorsan... devam et görmeye, iyi eğlenceler.
bir daha değiştiremeyeceğim gerçekten. bu yeni eve bile alışmakta zorlandım. her şey çok yeni geldi bir an. komik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder