bahsetmek istediğim çok şey olunca heyecanlanıyorum ben. milyon tane olay olmuyor, ama ben heyecanlanıyorum olan şeyleri anlatırken. hangisini önce anlatsam şaşırıyorum falan. bir çocukluktan kalma durumlar bunlar tabii. zira konuşurken de böyleyim. bir şeyi anlatıyorsam diğerini de hemen anlatmak istiyorum. elimde olsa da hepsini karşımdakinin zihnine aktarsam hemen anlasa beni. ne gerek varsa aceleye. tabakhaneye bok yetiştirdiğim için değil bu tavır. niye bilmiyorum. neyse. bir yerden başlayayım anlatmaya.
her şeyi bilen insanlara olan kızgınlığım aşikar. çok sinirleniyorum. sana değil aslında bu dediklerim diyen insana on kat daha sinirleniyorum. son bir ayda, kişilerin yüzüne olmasa da tek bir insana haklarında etmek istediğim küfürleri yazdım epeyce. rahatlamadı pek tabii onların yüzüne höykürmeyince ama olsun. yine de bir nebze faydası oldu. bu sebepten dolayı körü'ye teşekkür borçluyum. teşekkürler körü.
tespitleri severim, tahlilleri vs. güzeldi bir şeyleri gözlemlemek. kişiler üstünde de gözlem yapmak güzeldir. ama her şeyi tespit etme çabası, her şeye takma çabası falan. bunlar boş yahu. konuşmaya, dinlediklerine takan insanlar beni delirtiyor blog. nedir yani random gülen insan ?! asdadadfagdfsag diye gülünce şımarık piç olacaksam ben şımarık piç olmak istiyorum, brit olmak nedir?! indie olmak nedir?! x iyidir, ngzel, çogzel, ne bu ya! toysun daha derken ne denli toyluk işleriyle uğraştığını fark etmemek nedir? ben bazen anlam veremiyorum insanlara da buna darlanıyorum herhalde en kallavisinden. bazen bir siktir git demek gerekir. bazen hiç ama hiç çekinmeden demek gerekir bunu. ve eğer bir hatun kişiye erkeksi demek için pembe sıçmıyorsunsa sebep anlarım. kesinlikle hatunlar pembe sıçmıyor üzgünüm karşı cinslerim. ya kiminiz cidden çok mal oluyor. bak iki tane argo kelime kullandım diye bana erkeksi diyebilirsiniz kiminiz. ne saçma bir kafanız var sizin yahu ?
cins mins demişken... aramak denen eylem çok azizdir benim gözümde. arayan gerçekten bulur. ne arıyorsa. önemli değil ne olduğu. belki iki hafta uğraşır belki aylarca. benim aramam ikinci karşılaşma sonrasında başlayan üç haftalık bir süreçti. bir ara delice arayıp ardından amaan demişken yeniden başlayan bir arama durumu. bulduktan sonraysa şunu demek zorunda kalmakla biten bir arama " all the handsome men are gay. " tamam fazla genelleme de doğruluk payı hiç mi yok ? fazlasıyla da var hani inkar etmeyelim şimdi. nicesi var ki bu yakışıklı kardeşlerimizin cinsel eğilimi hemcinslerinden yana. hayır, çok severim kendilerini zerre sıkıntım yok. lâkin hiç hımm pek şekermiş dediğim biri gay çıkmamıştı be blog. acıklı bir hikaye oldu bu. öyle komik ki 1.5 senede okuldan beğendiğim tek bir canlı gay çıktı ya. reva mı lan bu?!
durdurduktan sonra gelen mutsuzluktan korkarım ben blog. bir mutsuzluğu; asosyallik, bilgisayar oyunları, arada görüşülen iki, üç dost ve sevgililikten çıkmış ama ne olduğu anlaşılmayan biriyle görüşerek bastırıyorsa biri işte orada çok büyük bir karanlık olacaktır da haberi yoktur kimselerin. hem kendini inandırmıştır hem de çevresindekileri. bazen bir kinder bile yetmez bu mutsuzluk durumunu gidermeye. öyle anları sevmiyorum. gizlemeyin durdurmayın delirme raddesinde iseniz bile lütfen açıkça delirin çok rica ediyorum azizim.
coldplayle lost'a devam. aa lost demişken, hiç beğenmedim o diziyi. bir bölüm izledim. altıncı sezonu çıkmış. bence bitebilir. gerek yok öyle dizilere.
lafı açılmışken tv'nin. bu film bir şiddetle tavsiyedir ki " frequently asked questions about time travel. "
pek âlâ.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder