20100228

spider web.

şu sıralar zihnim bir flashback ofisi gibi. canı kimi istiyorsa, nereyi istiyorsa sürekli bana hatırlatmakla yükümlü hissediyor kendini. ihtiyacım yok buna. ekseriyetle evveliyat ile ilişki içerisindeyim zaten. gün içinde biraz eskiden bir parça yemezsem içim rahat etmiyor. oh diyorum. şimdi oldu. mutlu ve mesut devam edebilir gün. geçip giden şeylerden sonra amiyane tabirle " önümüzdeki durumlara bakalım insanı " değilimdir ben blog. geçmişe takılı kalma hastalıklarım, takıntılarım var benim.

öyle ki; bundan seneler önce hayatıma girip çıkmış insanları düşünürüm zaman zaman. çünkü saçma sistemi olan bir hafızam var. her gereksizliği hatırlamak gibi bir işlevi var. hafızama eş değerde de olan bitenle ilgili bir şeyleri saklama huyum var. her şey olur bu saklayacağım şey. sadece sinema biletinden ibaret olmaz. aklına gelebilecek her şeyi saklayabilirim. sonra gidenleri küçük kutulara, zarflara koyarım mesela. kendileriyle ilgili ne varsa bir küçük kutu bir küçük zarf içinde durur. kimi zarfı açınca hala iyi bir şey düşünmüyorum. kimisi ise iyi düşünmediğim insanlardan daha çok hasarlı olsa bile iyi bakıyorum zarfta olanlara.

mesela; ben çoğunuzun hatırlamadığı gereksiz detayları hatırlarım. aklınızdan geçen zaman dilimindeki rol arkadaşınızla nerede ne yaptığınızı neler konuştuğunuzu havayı saati tarihi vesaire. nice gereksizliği hatırlarım. oysa hepsi olmuş ve bitmiştir. hani adı üstündedir "geçmiş" tir, geçip gitmiştir, daha düşünmeye gerek yoktur. mesela ben hala 1 saat 8 dakika alman konsolosluğunda beklediğim günü, kişiyi saatini, dakikasını hatırlıyorum. oysa üstünden seneler geçti.

duygusal bir bağ yok geçmişle. burada bahsettiğim geçmişe duygusal anlamda bağlanmak değil. aklıma en sevmediğim insanlar da geliyor çünkü zaman zaman. o anda hepsinin şimdi olmadığını düşünüp seri şekilde uzaklaştırıyorum zihnimden. rahatlıyorum. oh be yoklar artık diyorum.

mesela; güzel hatırladığım insanlar var. gerçekten iyi ve güzel. oysa, zerre gerek yok böyle bir şeye. çünkü hatırladığım şeyler güzel değil . aklıma gelen kişiler ve olaylar sevilmeyesi şeyler olsa bile iyi ve güzel hatırlayabilirim. bazen iyi hatırladığım insanlar, iyi hatırlanmayı bile sevmeyen insanlar. onların istediği gibi kötü hatırlamıyorum, üzgünüm. umarım kızmıyorlar iyi hatırlandıkları için.

şu sıralar zihnim bir flashback ofisi, bir sürü örümcek ağına karşı saçma bir debelenme hissediyorum oranın içinde. sadece komik. gülerken hiç içten olmayan bir şekilde gülünecek cinsten komik.

aaa şimdi yazarken fark ettim ki, bugün kışın son günü. vay canına. bahar geliyor körü, bütün enerjimizi alıp doğaya vererek doğayı canlandıracak ve bizi yaza mutlu hazırlayacak olan mevsim geliyor. o zaman... " merhaba bahar sendromu " diyeceğimiz günleri iple çekelim hadi.

Hiç yorum yok: