20100213

johnny walker red.

" kişilerin kulaklarını çınlatma " eylemi güzeldir. taraflarca ekseriyetle sevilir. hayatında şuanda yer alan, ya da geçmişte yer almış kişiler hakkında konuşmak mutlu eder ya da kötü bir şeyse bahsi geçen suskunluk yaratır, iç çektirir ardından güzel bir olaydan bahsedilerek bozulur hafiften burulan atmosfer. hala hayatında tutunmuş insanlarla yaşanan olaylara gerilir kızar çözümlenmesini beklersin . kulaklarını kızarak çınlatırsın bu kişilerin. kızmaktan ziyade verdiğin değerleri sorgularsın. bildiklerini tekrar hatırlarsın. acı bir deneyimdir bu bildiklerini hatırlamak. birine değer verirken pür bir şekilde verdiğin değerin sana dönmeyeceğini bilerek, denklik denen durum sağlanmadan değer veriyorsan eğer emin ol ki bir gün o gelir senin karşılıksız verdiğin değerin görülmemesi, bir şekilde umursanmaması seni çileden çıkarır. eninde sonunda bırakırsın değer vermeyi ya da üzülür sonra unutur devam edersin saf saf değer vermeye. telefonlardaki gibi bekleme tuşu olmasa da hayatta bir şekilde bekleme tuşuna basar beklersin. elbette düzelecektir. ve elbette havada uçuşan gergin cümlelerin bir orta yola sapması sağlanacaktır.

şimdi hayatında olmayanlar istediği kadar mutsuz etsin bir şekilde karşına kötü hatırlanmayacak şey olarak çıkar. nefret edilme raddesine gelenleri, fazlasıyla izi kalanları bile kapatır. görmez gözün kötüleri. konuşmaya başlanınca geçmişte olan tüm kötülerden sinirlenirsin, gereksiz görürsün bazı yaptıklarını, kendine olayın içinde yer alan kişilere, kişiye kızarsın. sonra ama'yla başlar cümleler. iyi olan ne varsa dökülür bir bir. dökülenler olduğu anda ne kadar gülmüş, ne kadar eğlenmişsen şimdi kulaklarını çınlatırken de o kadar güldüğünü fark edersin. bu da mutlu eder seni. en azından bu eylemi sürekli olmasa da zaman zaman yapar güler geçersin.

sürekli olarak hakkında konuşmazsın. çünkü konuşuldukça kötüler üste çıkmaya başlar. iyi hatırlananlar kirlenir. çikolatalı süt döksen sevdiğin tişörte kızarsın ya da üzülürsün öyle bi' şey işte. sevdiğin bi' şeye zarar gelir. iyi hatırladıklarının üstüne bir bakıma çikolatalı süt dökülür ve bu gerçekten üzücüdür. olumlu ve olumsuz durumların eşit, bazense olumsuzlukların burun farkıyla geçtiği durumlarda fazla konuşulmaması gerekir, fazla bahsedilmemesi gerekir. bir süre sonra bu arada hatırlanıp mutlu edenin arada hatırlanmaktan ziyade çok akla geldiğini görmek hoş değildir. gereğinden fazla hatırlayan hafıza en küçük ayrıntıları hatırlamaya başlar. mutlu edenleri değil mutsuz edenleri hatırlarsın ya da fazla mutlu edenleri hatırlarsın. bu durum sıkıntı yaratmaya başlar kişi üstünde. gerek yoktur. arada sırada ötede beride olan hatırlama durumu en kallavi olandır.

uzak, yakından her zaman güzeldir aslında. zahir ne kadar uzaksa o kadar güvende hissetme durumudur.

Hiç yorum yok: