eveeet! beklenen cumartesi geldi, üstünden bir gün geçti. ve pazar günü, artık ayaklarımın ağrısını ciddi ciddi hissettiğim şu anlarda açtım güzide blogumu. yaklaşık iki haftadır beklediğimiz, şarkılarını dinlediğimiz, filmleri tekrar tekrar izlediğimiz şu güzel star wars force gathering party'sine gidemedik. ha gitmeyi çok canı gönülden dileseydik o kuyruk tee taksim meydanına kadar uzansaydı yine de beklerdik de. gerçi ben bir yerde bekleyemezdim o dakika da o kısmına hiç girmeyelim. ha baktık bizi güzel güzel oturduğumuz yerden parti saati geldi diye kaldıran organizasyonun kuyruğu buradan bizim köye yol olmuş, " e o zaman hadi gidelim kaset denen yere de bir cacık içelim. " cümlesiyle " hö cacık ne ?! " cevapları eşliğinde kasete gidildi. taş kağıt makaslar oynandı. iddialar kazanıldı ve cacıklar ısmarlandı taraflara. cacık salatalıkla servis edilen içinde alkol olduğunu anlamadığım tadı da fena olmayan shot imiş. güzel imiş. ben patlamış mısırla daha bir mutluydum gerçi cacıktan ziyade. ha orası da olmadı hadi zaman var başka bir yere daha gidelim cümleleriyle yankılanınca topluluk başka bir yere gidlir ve bir de ne görülsün a-aa bugün tarihler 20 şubat. 20 şubat nedir kurt cobain'in doğum günüdür. e onu anmadan olmaz demişler. eh iyi demişler de eğer orada bütün gece nirvana dinlesem hayata küserdim blog. hani biz sadece 30-40 dk. geçirdik ki yer yer çok sessizdi o dakikalar . herkes önüne etrafına bakıp düşüncelere daldı. nirvana severiz, ama eğleneceğiz olum biz heheyt denilen bir gece değil. ı-ıh.
ha buradan da teşekkürü borç bilirim ki o garson arkadaşa " ama bu listede where did you sleep last night yok, varsa da çok gerilerde biraz daha erken çalsanız " dediğimde beni kırmadı. yüce insandır o gözümde. gecenin kahramanı değildir belki ama ilk ona girer kahramanlık sıralamasında.
bazı insanlar vardır blog. olmamaları gereken yerde, olmamaları gereken zamanda olurlar. işte uzak akrabalar bunun en somut örnekleridir. senin orada ne işin vardı be adam ?! " ben iyiyim, sorun yok. görüşürüz. " demek zorunda bıraktın beni. of of. hayata küstüm. yerin dibi nerelerde ki ?
" bir aşk olarak koşuyolu " başlığı altında anlatacağım uzun uzun nasıl bir şeydir burası. on dört sene geçirdikten sonra bir semtte garip bir bağ oluşuyor hâliyle. severim ben seni koşuyolu, seni severim ben. biber'li pazar da hiç fena değilmiş hani. sanatsal fotoğraflar için körü'ye teşekkürü borç bilirim. ahhaha.
ve... hafta sonu biter. hatta o herkesin kıskanıp küfürler savurduğu tatil de biter. 1 ay 1 hafta sonra yeniden okula dönülür. evet yarın havaya uçmasını dilediğim sevgili okulumun yolları ve her yeri taştan. amaaan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder